OSMANLI DEVLETİNDE YENİLİK HAREKETLERİ

2010-11-30 17:00:00

OSMANLI DEVLETİNDE ISLAHAT ZORUNLULUĞUNUN ORTAYA ÇIKIŞI

Osmanlı tarihçileri 15.yyın ortalarından 16.yyın sonlarına kadar olan devreyi “Osmanlı klasik devri” olarak tanımlarlar. Osmanlının bu klasik devrinde bazı sorunların ve değişikliklerin ortaya çıktığı fikri 16. asrın son çeyreğinden itibaren yazılmaya başlanan nasihatname ve ıslahat layihalarında da bahsedilmiştir.

16. asırda Osmanlı Devleti doğal sınırlarına ulaşmış ve hayati önem taşıyan fetih politikaları sonlanmaya başlamıştır.16. asrın son çeyreğinde önce doğudaki İranlılara sonrada batıdaki Habsburglara karşı yürütülen uzun ve kazançsız savaşlar aynı dönemde devlet içinde yaşanan büyük sosyal sorunlarında etkisiyle devleti derinden sarsmış ve büyük ölçüde mali ve insan kaybına yol açmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman dönemi ve sonrasında ortaya çıkan bunun gibi bazı sorunlar ve bozulmalar devlet genelinde ıslahat ihtiyacını ortaya çıkartmıştır. Islahat ihtiyacını ortaya çıkartan bozulmalar ise şunlardır:

1. MÜLKİ İDAREDEKİ BOZULMA

Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra devlet işleriyle yakından ilgilenen dirayetli padişahların iş başına gelmemesi otoritenin zayıflamasına sebep oldu. I. Ahmed ile beraber “ekberiyet” yani hanedan üyelerinin en yaşlısının başa geçmesi sistemi getirilmişti. Bu sistemde yetenekli padişahların başa geçmesini önlerken aynı zmanda şahsi yetenekten yoksun kişilerin padişah olmasını da sağladı. Yine sancağa çıkma usulünden vazgeçilmesiyle şehzadelerin devlet işlerinde tecrübe kazanmasının önüne geçilmiş olundu.

2. ASKERİ YAPIDAKİ BOZULMA

Mülki idarede başlayan sorunlar askeri teşkilatı da etkiledi. Kapıkulu Ordusuna devşirme yerine gelişi güzel adam alınması ordudaki disiplini de bozdu. Buda toprak alınmasını güçleştirdi. Orduda meydana gelen bu bozulmayla yeni çerilerin en ufak bir olayda isyan etmeleri verimli devlet adamlarının hayatlarını kaybetmelerine ve padişahların tahttan indirilmelerine sebep oldu. Tımar sistemi çökmeye başlamış ve özellikle Avrupa’daki savaş sisteminde meydana gelen değişikliklere Tımarlı Sipahilerin ayak uyduramamasıyla ordu, idari sistem ve tarım sistemindeki bozulma iyice kendini göstermeye başladı.

3. EKONOMİK YAPIDAKİ BOZULMA

Osmanlı Akçesi özellikle 1580 den sora Osmanlıya girmeye başlayan ucuz Amerikan gümüşü karşısında değerini kaybetmeye başlamış, bunun sonucu olarak ortaya çıkan enflasyon karşısında ezilen sabit gelirli devlet görevlileri halk üzerinde baskı kurarak kanunsuz vergiler almaya başlamışlardır. Bundan bıkan köylüde toprağını terk edip şehre göç etmeye ve işsiz kesimi arttırmaya başlar. Savaşlar artık bir masraf kapısı olmuş, vergiler savaşları finanse edemez duruma gelmiştir. 

4. İSYANLAR

Anadolu’da meydana gelen Celali isyanları ülke gündemini 20-30 yıl boyunca işkal etmiştir. İstanbul’da meydana gelen Kapıkulu isyanları, Eflak, Boğdan, Suriye gibi yerlerde meydana gelen yerli isyanlar ülkeyi tam bir anarşi içerisine sürüklemiştir. Bu dönemde bahsedilen sebeplerden dolayı kentlere göç eden köylü kesim işsiz nufusu arttırarak bunun sonucunda eşkıyalığın artmasına da sebep olmuştur.

5. AVRUPA’DA MEYDANA GELEN GELİŞMELER

Avrupa’nın gerçekleştirdiği coğrafi keşifler sonucunda Akdeniz ticareti önemini kaybetmeye başlamıştır. Buda Osmanlı ekonomisinde ağır etkilere sebep olmuştur. Amerika’nın keşfiyle buradaki değerli madenlerin Avrupa’ya akması sonucunda zenginleşen Avrupalı devletlerde gelişen bilim ve teknoloji yine bu ülkelerde Rönesans ve Reform gibi olguların oluşumunu sağlamıştır. Böylece günkü Avrupa’nın temelleri atılmıştır. Bu sırada Avrupa’da harp sanayisi gelişmiş, bunun sonucunda ortaya çıkan ateşli silahlar savaşları kazanmalarını ve ekonomide yeni kaynaklar bulmalarını sağlamıştır. Bunun sonucunda Tımarlı Sipahi önemi kaybetmiş ve buda toprak sistemi. Askeri sistemde bozulmaları tetiklemiştir.

Tüm bu gelişmelerden sonra 17. yya giderek gelişen Avrupa’nın ardından kendi iç sorunları dolayısıyla Avrupa’nın gelişme hızını yakalayamadan giren Osmanlı devletinde bu asırdan itibaren Tanzimat’a kadar neredeyse her padişah devrinde reformlar yapılmaya çalışılacaktır. Ancak yapılan bu reformların en temel özelliği bir bütünlük içerisinde olmamalarıdır. Böylece her alanda fakat farklı yapılmaya çalışılan reformlar başarıya ulaşamıyacaktır.

I. AHMED DÖNEMİ (1603-1617) ISLAHATLARI

Sultan Ahmed’in Osmanlı Devleti düzeninde yaptığı en büyük değişiklik veraset sisteminde olmuştur. I. Bayezid döneminde başlayıp kanuni devrinde kanunlaşan kardeş katli geleneğini kaldırmış, “amudi sistem” yerine “ekberiyet sistemi”ni oluşturarak tahta hanedanın en yaşlı üyesinin çıkması geleneğini başlatmıştır. Bu durum taht kavgasını sonlandırdığı gibi yönetme becerisine haiz olmayan kişilerin başa geçmesinide sağlamıştır.

Sultanın yönetimde yaptığı ikinci önemli reform ise şehzadelerin sancağa çıkmalarına sakal bırakmalarına çocuk sahibi olmalarına getirdiği yasaktır. Şehzadeler daha önce bu sayede ufak çaplıda olsa belirli bir bölgenin nasıl yönetileceği konusunda fikir ve tecrübe kazanıyorlardı. Ancak bu geleneğin kaldırılmasıyla artık tahta tecrübesiz kişilerin geçmeye başladığını görmekteyiz.

Bu dönemde Anadolu ihmal edilmiş ve bölgede celali isyanları baş göstermişti. Sultan Ahmed, Kuyucu Murad Paşa’yı saderete getirerek bu sorunu da çözmüştür.

Sultan Ahmed hayır işlerine önem vermiş, Kabe’yi onartmış, Sultan Ahmed Camii’ni inşaa ettirmiştir.

GENÇ OSMAN DÖNEMİ (1618-1622) ISLAHATLARI

II. Osman, Fatih Sultan Mehmed’in torunu ve I. Ahmed’in oğludur. Akıllı bir kişi olan II. Osman’ın Şehzadelik döneminde iyi bir eğitim gördüğü, beş dil bildiği Osmanlı kroniklerinde geçmektedir.

Sultan Osman’ın ilk icraatları; hükümet idaresinde bazı değişiklikler yapmak, kadının görevlerini kısıtlamak ve ulemaya verilen arpalıkları kısmak olmuştur. Gerek bu sebeplerden gerekse yapmayı düşündüğü icraatları etrafındaki kişilerle payması sebebiyle düşmanları artmıştır.

Hotin seferinde istenilen başarının elde edilememesi Sultan Osman’ın Askeri düzende de yenilik yapma isteğini ortaya çıkarmıştır. Bunun yanında Sultan Osman’ın yapmayı düşündüğü yenilikleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Kapıkulu Ocağını kaldırıp milli bir ordu kurmak

2. Payitahtı Anadolu’ya nakletmek

3. Ulemayı siyasetten uzaklaştırmak

4. Haremi yönetimden uzaklaştırmak

5. Hanedan kızlarını Türk erkeklerle evlendirmek

6. Kanuniden beri gelen kanunları düzenleyip yeni kanunlar yapmak

Sultan Osman genç ve fazla tecrübesi olmayan birisiydi. Hacca gideceğini öne sürerek Anadolu’ya geçerek Yapmak istediği bu yeniler için düzenlemeler yapacaktı. Ancak bu konuyu öğrenen yeniçeri ve sipahiler ayaklanarak sarayın bahçesine kadar girdiler. Daha sonra sultanı yakalayıp Yedi Kule Zindanlarına kapattılar… kendisi burada Davut paşa’nın emri ile 20 Mayıs 1622 tarihinde 18 yaşında iken öldürüldü. Bu olay 350 yıllık Osmanlı tarihinde daha önce görülmemiştir ve sayıları 50 bine yaklaşmış olan kapıkullarının devlet idaresini ele geçirmeye başladıklarının katıdır.

17.YY ISLAHATLARINA GENEL BAKIŞ

16.yy sonlarından itibaren Osmanlı Devletinde neredeyse her alanda bir çözülme başlamıştı. Bu çözülmenin sebebi olarak ise şunlar gösterilebilir:

1.Osmanlı Devleti’nin güçlü zamanlarında sahip olduğu üstünlük psikolojisini çözülme başladıktan sonra bile üzerinden atamamış olması

2.Doğu ve batıyla yapılan uzun savaşlar

3.Osmanlı Devletindeki fiyat devrimi

4.Amerikanın keşfiyle Osmanlı ülkesine giren ucuz gümüşün Osmanlı ekonomisine yaptığı darbe 

5.Coğrafi Keşifler

6.Askeri teknolojideki değişiklikler.

7.Osmanlı’nın gerekli tedbirleri alacak düzeyde donanıma sahip olmaması

8.Osmanlının her alanda Avrupa’da meydana gelen değişiklikleri yakından takip etmemesi.

Osmanlı Devletinde ciddi anlamda ıslahatlara ilk teşebbüs eden padişah Sultan II.Osman (Genç) olmuştur. Yeniçeri ocağını kaldırarak yerine milli ve düzenli bir ordu kurmak istemiş ancak bunu hayatıyla ödemiştir.IV. Murad ise boş kalan hazineleri doldurmaya çalışmıştır. Ayrıca sert kişiliği ile devletin geçici bir süre çözülmesine engel olmuş ve Koçi Bey’den çöküşün nedenlerini içeren bir risale hazırlamasını istemiştir.

Tarhuncu Ahmed Paşa çeşitli emirliklerin hesaplarını inceletmiş, masrafları kısmaya çalışmıştır. Köprülü Mehmed Paşa veziriazamlığa getirildiğinde sert tedbirlerle çözülmenin öüne geçmeye çalışmıştır.

17.yy ıslahatlarının genel özellikleri şunlardır:

1.Islahatlar yapılırken batı örnek alınmamıştır

2. Islahatlar gerçekleştirilirken şiddete başvurulmuştur.

3. Islahatlarla köklü çözümler değil günü kurtaracak önlemler alınmıştır

4. Yeniliklerin merkezini askeri ve ekonomik konular oluşturmaktadır

5. yapılan yenilikler geniş kitlelere göre değil kişilere göre yapılmıştır

6. Yeniçeriler ve ulema bu yenilikler karşısındaki en büyük engeldir

7.Yeniliklerle eski sisteme (Kânun-ı Kadime) dönülmeye çalışılmıştır

LALE DEVRİ

Lale devri; Osmanlı yenilik hareketleri içerisinde askeri kısım dışında kalan kısımlarda da yenilik yapılması gerekliliğinin ortaya çıktığı dönemdir. Bu dönemdeki reform hareketleri Nevşehirli Damat İbrahim Paşa önderliğinde yürütülmektedir. Bu dönemde:

1. Batıyı daha iyi takip edebilmek için Damat İbrahim Paşa, Yirmisekiz Mehmed Çelebi’yi Fransa’ya elçi olarak gönderdi.

2. Matbaa kuruldu. Osmanlıda daha önceleri Aydın kesim yoktu. Dolayısıyla basacağı kitabı alıp okuyacak kimsede yoktu. Bu yüzden matbaa bu kadar geç geldi.

3. Kağıthâne’de Sadabat Sarayı inşa edildi. Daha sonrasında devlet erkanı da padişaha yakın olabilmek için burada köşkler yaptırdl.(Meşhur Lale Devri eylenceleri buralarda yapılıyordu)

4. Cont De Bonneval (Humbaracı Ahmet Paşa) bu dönemde askeri ıslahat için çağrıldı.

5. Dönemin ünlü şairi Nedim’dir

6. Sultan Ahmed Camii bu dönemde inşa edilmiştir.

7. Resim ve minyatür gelişmiştir.

Bu devir çözülme devrinde değilde klasik dönemde yaşanmış olsaydı halk ve yeniçeriler tarafından bu derece tepki almazdı. Reaya sırtına bindirilmiş vergilerden dolayı aç kalmaya başlamışken ve yeniçerilerin ulufe meselesi ortada dururken devlet erkanının bu denli rahat ve şaşalı yaşamaları devrin sonunu getirmiştir. 

III.SELİM DÖNEMİ ISLAHATLARI

NİZAM-I CEDİD DEVRİ (1789-1807)


Nizam= Düzen Cedid=Yeni =Yeni Düzen

III.Selim dönemiyle özdeşleştirilmiş bir tabirdir. Daha önceleri kullanılmamaktadır. Bu isimde bir ordu kurulması ve her türlü alanda ıslahat yapılmaya çalışılması onun dönemine bu ismin verilmesine sebep olmuştur. 


1. ÖN HAZIRLIK DÖNEMİ

III.Selim 1789’da tahta çıkmıştır. İlk yaptığı iş 1791’de Avusturya’ya geçici elçi olarak Ebu Bekir Ratıb Efendi’yi göndermektir. III.Selim kendisinden Avusturya’daki kurum ve kuruluşların nasıl işlediği, Osmanlıdan ne gibi değişiklikleri olduğu konusunda bir rapor hazırlamasını istemiştir. Oda 8 ayda 490 sayfalık bir rapor hazırlamıştır. Rapor askeri, idari ve sosyal alanları içerir. Dikkatini çeken kısımları nasihatname olarak raporuna eklemiştir. Yerli malının kullanılması gibi. Bu raporun önemi ise:

1.Islahatların başlamadan az önce padişaha sunulmasıyla ıslahatlarda etkili oluşudur. Ayrıca bir Türk tarafından ilk defa Avrupa kurum ve kuruluşları bu denli derinlemesine incelenmiştir.

2.III.Selim’in ıslahat fikirlerini netleştirmesini sağladı.

3.Nizam-ı Cedid ıslahatları için bir kaynak görevi gördü. 

Yapılan bu ilk işten sonra III.Selimin Avrupa şeması şekillenir. III.Selim ikinci olarak devlet erkanı hakkında rapor istemiştir. Yazılacak bu raporlarda şu sorulara cevap verilmesi istenmiştir:

1. Devlet niye bu hale geldi

2. Bundan sonra ne yapılabilir

III. Selimin bu isteği karşısında 22 kişi rapor hazırlamıştır. Genel olarak askeri konulara değinilmiş, ayrıca idari, mali ve sosyal konularada değinilmiştir. Herkes genel olarak ordunun düzenlenmesinde hemfikirdir. Ancak bunun yapılış tarzı hakkında farklı fikirler vardır. Bunlar:

1.Grup: Muhafazakarlar; Ordunun eski kanunlara göre ihya edilmesini istiyorlardı.

2.Grup: Uzlaşmacılar; eski kanunların yanı sıra batılı tarzda askeri tekniklerin kullanılmasını isteyenler

3.Grup: İnkılapçılar; Yeniçeri ocağının kaldırılıp bunun yerine Avrupa tarzında eğitim veren bir ordunun kurulmasını isteyenler.

III.Selimin aklındaki yöntemde 3. grubun söyledikleri gibidir. Ancak o anda bunun yapılmasının zor oldu için oda 2. grubun söylediklerini göz önünde bulundurur.

2. ASKERİ ALANDAKİ YENİLİKLERİ

III. Selim ilk olarak Şubat 1793’te Nizam-ı Cedid Ocağını Bostancı Ocağına bağlı olarak kurar. Bu ordunun finansmanı için 1 Mart 1793’de İrad-ı Cedid Hazinesini oluşturur. Hazinenin gelirleri içinde tımar, zeamet, esham, pamuk verigisi, içki vergisi gibi merkez hazineye giden vergilerin bir kısmının bu hazineye gönderilmesi kararlaştırıldı.

Ordu Levend çiftliğinde 1600 kişiyle kurulmuştu.6 ay sonra ikinci bir grup daha oluşturuldu. Bu gruptaki 3000 kişinin barınması için Selimiye Kışlası oluşturuldu.1801’de Üsküdar’da üçüncü bir ocak daha kuruldu ve bu ocak bundan sonra Anadolu’da kurulacak ocaklar için merkez haline geldi.

Nizam-ı Cedid’deki en büyük yenilik Türk gençlerinden oluşuyor olmasıydı. Yeniçerilerden fazla maaş veriliyor, askeri bazı vergilerden muaf tutuluyorlardı.1807’de 23 bin er ve 1600 subay haline geldi. Böylece Osmanlıda iki ayrı ordu bulunuyordu. Ordunun bu şekilde iki ayrı hale gelmesi sonucunda 1807’de çıkan isyana yeniçerilet tam destek verdiler. Bunun sonucunda da Nizam-ı Cedid ordusu kaldırılmak zorunda kaldı.

A)Topçu, Humbaracı, Lağımcı Ocaklarıyla Baruthane: Devlet için son derece önemli olan bu ocaklar için yeni kanunnameler yayınlandı. III.Selim Topçuluktan anlayan yeni mühendisler getirterek tophaneyi ıslah etti ve yeni toplar döktürttü. Barut sistemi başlatıldı.

B)Askeri Eğitim Kurumları: III.Selim almış olduğu raporlarda anlatıldığı gibi askeri eğitim kurumlarına da önem verir. 1795’te Mühendishane-yi Berri Hümayun’u (Kara Harp Okulu) kurar. Avrupa’dan hocalar getirterek burada eğitim verirdir.

C)Denizcilik: III.Selim donanmayı yeni baştan düzenleyerek 17.yydan beri gelen gerilemeyi durdurur. Modern Osmanlı denizciliğinin kurucusu olan Küçük Hüseyin Paşa’yı Kaptan-ı Deryalığa getirir. Yeni gemiler inşa ettirir. Çanakkale’de dahil olmak üzere 15 tersaneyi yeniden kurdurur. 1804’te “Nizam-ı Donanma-i Hümayun“ adında bir kanunname yayınlar. Bu dönemin tersane ve donanma masrafları Hazine-i Amire tarafından karşılanmaktadır.

3. İDARİ ve SOSYAL ALANDAKİ YENİLİKLER

A)Osmanlı Sınırlarının 28 ile bölünmesi: Bu dönemde Osmanlı sınırları 28 ile bölündü. Böylece Osmanlı, Anadolu ve Rumeli olarak iki eyalet ve 28 il haline geldi. Çünkü o zamanlar Osmanlıda 33 vezir bulunuyordu. Böylelikle bunların 28ine iş bulunmuş diğer beşide merkezde bekler duruma gelmişti.

B)Vüzera Nizamnamesi: III. Selim 28 il uygulamasından sonra bir nizamname yayınlayarak bu ,illerde çalıştırılacak kişilerin hangi niteliklere haiz olması gerektiğini belirtiyor. Böylelikle aldığı raporlarda bahsedildiği gibi hem işin ehline verilmesini, hemde rüşvet ve iltimasın önüne geçmeye çalışıyor. 

C)Rüşvet Nizamnamesi: III. Selim Vüzera Nizamnamesinden sonra devlet adamları için hangi hediyenin rüşvet olup olamıyacağını belirten bir nizamname daha yayınlamıştır.

D)Adaletnameler: III.Selim çok sık bir şekilde taşra yöneticilerine adaletnameler göndererek halka zulüm yapılmaması, adalet ve merhametin elden bırakılmaması konusundan onları uyarmıştır.

E)Hatt-ı Hümayunlar: III.Selim pek çok Osmanlı padişahının yaptığı gibi tebdil ile İstanbul’da dolaşır, saraya gelince gördükleri hakkında hatt-ı humayun yayınlardı. Bunu pek çok defa yapmıştır. Enver Ziya Karal bu humaytunları “III.Selim’in Hatt-ı Humayunları” adlı eserinde toplamıştır.

4.DİPLOMASİ ALANINDAKİ YENİLİKLER

Şüphesizdir ki bu alanda yapılmış en önemli yenilik bu dönemde Avrupa’da daimi elçiliklerin kurulmaya başlanmasıdır. Osmanlı Devleti artık ortamın kurallarını kendi koyamıyordu. Üstünlük psikolojisinin son bulduğu dönemlerdi. Bu yüzdende batıyı iyi takip etmesi gerekiyordu.

Daimi elçilikler kurulmadan önce de Osmanlı batıyı takip ediyordu. Ancak yöntemleri farkıydı. Bunlar:

1.Müslüman tüccarlar sayesinde batıdan haberler alıyordu.

2.Sınırlardaki yerleşim yerlerinin beylerinden gelişmelere dair bilgiler alıyordu. Hatta bu beyler bazı haftalık gazeteleri çevirerek padişaha yolluyorlardı.

3.Divan-ı Hümayun tercümanlarından gerekli bilgileri alıyordu.

21 Aralık 1793te ilk olarak Londra’ya Yusuf Agah Efendi daimi elçi olarak gönderildi. 1795te Prusya ve Avusturya’ya daimi elçiler gönderildi. III.Selim göndermiş olduğu bu elçilerdin gittikleri devletlerde kurumsal olarak neler yaptıklarını ne gibi değişiklikler olduğunu bildirmelerini istemiştir. Giden bu elçilerde III.Selime askeri, ekonomik siyasi kurum ve kuruluşlar hakkında bazı sefaretnameler sunmuşlardır.

III.Selimin bu denemesi maalesef başarısız olmuştur. Bunun en önemli sebepleri ise gönderilen elçilerin çoğunun siyasi tecrübelerinin olmayışı ve yabancı dil bilmiyor olmalarıdır. Daha sonraları bu elçilikler kapatılmış ve yerlerine konsolosluklar kurulmuştur.

Ancak her şeye rağmen bu elçiliklerin açılması çok önemlidir. Çünkü:

1. Batıyı tanıyan bir kadronun oluşturulmasına zemin hazırladılar.

2. Batıdan Osmanlıya askeri ve sivil uzmanların gelmesini kolaylaştırdılar.

3. Avrupaya giden Türk öğrancilerin işlerini düzenleyip kolaylaştırdılar.

4. Reform zihniyetinin ortaya çıkmasını sağladılar.

5.İKTİSADİ ve TİCARİ ALANDAKİ YENİLİKLER

III.Selim başa geçtiğinde Osmanlı Devleti Abdulhamid devrinden beri Rusya ve Avusturya ile savaşıyordu. Bu yüzden de mali bakımdan çökmüş, hazine boşalmış ve Osmanlı savaşa devam edemeyecek duruma gelmişti. Bu yüzden bazı tedbirlerin alınması şarttı. Bunlar:

1. Seferberlik ilan edilerek şeyhülislamdan fetva alınmış ve halktan değerli altın ve gümüşleri toplanarak eritilip, paraya çevrilmişti.

2. Daha önceleri Sultan Selim’e sunulan raporlarda bahsedildiği gibi yerli malının kullanılması yönünde reaya ve devlet adamları uyarılmıştı

3. Rüşvetin engellenmesi ve harcamaların önüne geçmek için devlet adamlarının birbirine hediye vermeleri yasaklanmıştı.

4. İstanbul’da erzak sıkıntısı çekilmemesi için ilk defa Zahire Nazırlığı Kuruldu. Böylelikle bu malzemeleri toplamak, dağıtmak ve satmak tekel haline gelmişti. Buda Osmanlının fiyatları kontrol edebilmesi sağlıyordu 

5. Yabancı tüccarladan daha az vergi alındığı için Osmanlı vatandaşı olan gayrimüslimler zaman zaman yabancı devletlerin tebasına geçebiliyorlardı. Bunun önüne geçilmeye çalışıldı.

6.İLMİYE ALANINDA YAPILAN YENİLİKLER

İlmiyye=Ulema

Osmanlı Devletinde eğitimin en önemli kurumu olan medreseler XVIII.yyda dini bilgilerin okutulduğu ve yeniliklere kapalı bir durumdaydı. Ulema İstanbul dışına atanmışsa oraya gitmiyor, yetiştirdiği bir öğrenciyi naip olarak ders vermesi için orya gönderiyordu.

Mühendishane-i Berri Hümayun kurulmuştu. Duraklayan matbaa işleri yeniden düzenlendi ve canlandırıldı. Üsküdar’da mühendishane matbaaları tekrar açıldı. Müteferrika Matbaası’nda İpsilanti tarafından Türkçeye çevrilen Fenn-i Harp, Fenn-i Lağım, Fenn-i Muhasara gibi kitaplar bastırıldı. Fransızca, Arapça ve Farsçadan çeşitli eserler dilimize çevrildi.

Bu dönemde Sultan Selim’in yapmış olduğu yenilikleri destekleyenler arasında dönemin ünlü şairi Şeyh Galib’te bulunmaktadır.

III.Selim döneminde çok ıslahat yapılmıştır.Ancak yeniçeri ocağı Nizam-ı Cedid’e karşıdır. Halta bu durumdan rahatsızdır. Ulemalar da yeniçerilere destek vermektedir. Bu üç grubun da desteği ile yeniliklere karşı Kabakçı Mustafa isyanı başlar. Sultan Selim bu isyanı önleyebilecek durumdadır. Ancak Rusya ile savaşırken askeri askere kırdırmak istemez. Sonuçta isyan İstanbul’a ulaşınca Nizam-ı Cedid ordusu kapatılır. Sultan Selim tahttan indirilir ve yerine Mustafa tahta geçirilir

18388
0
0
Yorum Yaz